2005 yılı öncesinde yazı defterlerimde kaleme aldıklarım ve 2005 sonrasında blog alemi ile tanışıp alikahya.blogspot.com adresinde yazdıklarım… Yıllardır ufak da olsa kalemimi oynatıyorum, okuyucularla bir şeyler paylaşmak için, ya da kendi kendime…

image_15Yazı yazmanın en zor kısmı okumamak. Okumayan insanın yazması zorlaşıyor. Geriye dönüp baktığımda yazma konusunda en verimli olduğum zamanlar daha çok kitap okuduğum dönemler olmuş.

Asıl değinmek istediğim konu ise şu; yazı yazmanın kaynağı nedense daha çok negatif olanı yazmak yani eleştiri oluyor. En çok etrafınızda gördüğünüz bir olumsuzluk yazmaya sevk ediyor sizi. Bu galiba insanoğlunun fıtratında var olan bir şey. Bir konser düşünün, en fazla alkışlarımızla destek veriyoruz sanatçıya. Çoğu kişi özel bir teşekkür yöntemi belirleyip iletmiyor sanatçıya. Oysa aynı sanatçının bir hatası görülse, yuhalamadan başlayın da fiziksel tepkiye kadar ulaşacak bir çok tepki yöntemi oluşturulur. Yazarken de aynen böyle. Her zaman için eleştirmenin dayanılmaz bir cazibesi oluyor.

Bu husus ne yazık ki okuyucu tarafından da destekleniyor. Birileri, beğenisini yazsa bunun altında mutlaka bir çıkar ilişkisi aranmaya kalkışılıyor. Hal böyel olunca yazan kişi de beğeni yazmaktan çekiniyor ve bir süre sonra da artık bu durumu içselleştiriyor.

Bu düşünceler hep “ne yazayım” diye düşünürken geldi aklıma. Güya pozitifi yazalım derken aslında yine bir eleştiri yazmışım, değil mi? İnsanoğlu işte…

Leave a reply